Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un İcra ve İflas Kanunu Kapsamında Getirdiği Değişiklikler

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında (İİK) yapılan değişiklikler konkordato ile ilgili bir hüküm istisna olmak üzere, son yılların en tartışmalı konularından biri haline gelen iflası ve erteleme müessesesinde iyileştirme yapılmasına ilişkindir. İİK md. 179’da yapılan değişiklikler incelendiğinde;

İİK m. 179 – SERMAYE ŞİRKETLERİ İLE KOOPERATİFLERİN İFLASI VE İFLASIN ERTELENMESİ

Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borca batık olduğunun tespitinde kriter farklılaşmasına gidildiği anlaşılmaktadır. Nitekim değişiklik öncesinde sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borçlarının aktiflerinden fazlalığı esas alınmışken, değişiklik neticesinde, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batıklık hususunun tespit edileceği görülmektedir.

İflas erteleme müessesinin en tartışmalı noktalarından biri bilindiği üzere, ilgili kararının şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme tarafından verilmesiydi. Zira, uygulamada, bazı mahkemelerin ve bazı bilirkişilerin kararı daha kolay verebildiği neticesinden hareketle, başvuruda bulunacak şirketin öncelikle şirket merkezlerini, ilgili mahkeme yargı çevresine taşıdıkları ve akabinde başvuruda bulundukları sıklıkla gözlemlenmiştir. Bu durum, yargının itibarı, adaletin temini ve alacaklıların da menfaatinin korunması gibi birçok etmen bakımından birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Hali hazırda yapılan değişiklikte, iflas ertelemesi başvurusu bakımından “son bir yıldan uzun süre şirket merkezinin bulunduğu” yer mahkemesinin esas alınması, yukarıda kısaca değinmiş olduğumuz sorunların giderilmesi bakımından oldukça önemli olmuştur. Zira bu halde, iflas erteleme başvurusunda bulunacak şirketlerin, iflas erteleme kararını salt alacaklılara karşı elde edilmiş bir zırh değil; somut olarak şirketin iflas etmemesi ve varlığını sürdürebilmesi için takip edilmesi gereken iyileştirme süresine konsantre olmasını da beraberinde getirmesi muhtemeldir.

İlgili fıkrada önceki kanunun son cümlesi kapsamında mevcut olan sübjektif kriterlerin, hali hazırdaki değişiklikler neticesinde eklenen 179/II, 179/III, 179/IV düzenlemeleri ile objektif kriterlere bağlı kıldığı açıktır. Özellikle III. fırkada yer alan “Mevcut borçların ödeme süre ve tutarlarını, alacaklıların adreslerini, faaliyet gösterilen sektörün özelliklerine göre stoklar ile bunların bekleme sürelerini ve tutarlarını gösteren listeler, vergi dairesine sunulmuş en son bilanço ve gelir gider tablosu, şirket veya kooperatifin ticaret sicili tasdiknamesi ile iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunu gösteren diğer bilgi ve belgelerin, işletmenin devamlığı esasına göre düzenlenmiş ara bilançoyla birlikte mahkemeye sunulması zorunludur.” şeklindeki düzenlemeler ile kanun koyucu iflas erteleme talebinde bulunması gereken somut verileri sıralamış ve bu bilgilerin mevcut olmaması, mahkeme tarafından verilecek iki haftalık kesin süre içerisinde de tamamlanmaması durumunda başvuranın borca batık olduğunun kabulü ile iflasına karar verileceğini belirtmiştir. Bu halde kanun koyucunun temel amacının iflas erteleme müessesinin sıkı ve amacına uygun kullanılması olduğunu düşünmek açıkça anlaşılmaktadır.

İİK md. 179’un son fıkrası düzenlemesi de önemli bir değişikliği beraberinde getirmektedir. İlgili fırka uyarınca, “Daha önce iflas ertelemesinden yararlanmış bir sermaye şirketi veya kooperatif, duruma göre uzatma dahil erteleme süresinin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe iflasın ertelemesi talebinde bulunamaz.” Önceki kanun düzenlemesinde mevcut olmayan bu süre sınırı kanımızca yine müessesenin varoluş amacına uygun kullanılmasına yöneliktir.

Önceki kanun düzenlemesinde mevcut olan, “ Mahkeme gerekli görürse idare ve temsile vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir.” cümlesi madde metninden çıkarılarak md. 179/a/7’ye eklenmiş, “İflasın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır.” cümlesi ise madde metninden çıkarılarak md. 179/a/9’a eklenmiştir.

İİK m. 179/a – ERTELEME YARGILAMASI

Kanunun ilgili maddesi kapsamında yapılan değişiklik neticesinde, önceki kanun hükmüne nazaran oldukça ayrıntılı ve yeni nitelikteki düzenlemelerin getirildiği görülmektedir. Buna göre, öncelikle ilk fıkrada, kayyım veya kayyımların envanter düzenlemesi görevine yer vermemiştir. Yine kanun koyucunun yönetim kurulu ifadesi yerine yönetim organı ifadesine yer verdiği görülmektedir. Bu anlamda özellikle limitet şirketlerde mevcut yönetim organı sorununun da önüne geçilmektedir. Önceki kanun düzenlemesinde, “…. Derhal bir kayyım atanır” ifadesi mevcut iken, yeni düzenlemede, “görevinin getirdiği mesleki ve teknik yeterliliğe sahip, yeterli sayıda kayyım atar” ifadesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, kayyım sayısını tayin etmek konusunda mahkeme temel yetkili kıllınmış olup, mahkemenin kayyım yetkilendirmesinde temel kriter kayyım veya kayyımları görevlerini ifa edebilecek yeterlilikte olmalarıdır. Yine ilgili kanun maddesinin VI. fıkrasında kayyımlara dair belirlemelere yer verilmiştir.

Kanunun II. fıkrası niteliği gereği çok önemli bir değişikliği beraberinde getirmiştir. Buna göre önceki kanun maddesi düzenlemesinde kayyımın görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırlarının mahkeme tarafından ilan ve ticaret siciline tescil ettirileceği belirtilmiştir. Kanunun yeni düzenlemesinde yine II. fıkrada benzer düzenlemelere yer vermiştir. Ancak öncelikle dikkat edilmesi gereken bir husus, yeni düzenleme ile birlikte iflas ertelemesi talebi de ilanın kapsamı dahilinde alınmasıdır. Yenilik niteliğindeki bir diğer düzenleme ise kanunun yeni düzenlemesine eklenen şu cümledir; “Bu ilanda alacaların iflasın ertelenmesi şartlarının bulunmadığını ileri sürebilecekleri ve mahkemeden talebin reddini isteyebileceklerini belirtir.” Bu cümle ile, alacaklılara iflas ertelemesi talebinin ilanı ile itiraz hakkı tanınmış olup; son derece önemli bir düzenlemeyi beraberinde getirmiştir. Ayrıca önceki kanun düzenlemesinde mevcut olan “Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar” cümlesi ilgili fıkradan çıkarılmıştır.

Yeni düzenlemede mevcut kanun sistematiği incelendiğinde, iflas ertelemesi bakımından sistemsel bir farklılığında mevcut olduğu açıktır. Zira yukarda değindiği üzere eski düzenleme döneminde, iflas erteleme başvurunda bulunulması akabinde, mahkeme öncelikle kayyım atamasında bulunup buna dair hususları ilan ettirir ve bu esnada iflas ertelemesi talebini karara bağlayarak gerekli tedbirleri alırken, yeni düzenlemede, mahkeme gerekli tüm tedbirleri alır ve tüm bu sürelerin sonunda, iflasın ertelemesine dair projeyi ciddi ve inandırıcı bulur ise, iflasın ertelenmesine karar verir.

Kanunun yeni düzenlemesinin, III. fıkrasında, tedbir niteliğinde alınacak önlemlere yer verilmiştir. Yine IV. Fıkra kapsamında getirilen düzenleme, yenilik niteliğinde olup, iflasın ertelenmesi yargılaması süresince tedbir talebinin reddi veya bu talebin kabulü halinde yapılacak itiraza karşı başvurulabilecek kanun yolu zikredilmiştir.

Önceki kanun maddesi düzenlemesinin son fıkrasında yer alan düzenlemenin bir benzeri kanunda yapılan değişiklik gereği ilgili maddenin V. Fıkrasında yer almıştır. Ancak ilgili fıkrada yapılan değişiklik gereğince, daha önceki kanun döneminde iflasın ertelenmesine bağlı olarak her üç ayda bir düzenlenen kayyım raporu, hali hazırda iflas erteleme talebine ilişkin yargılama aşamasında ve mahkemece uygun görülecek sürelerde düzenlenecektir. Ayrıca ilgili raporun içeriği bakımından da farklılaşmaya gidildiği görülmektedir.

Yeni düzenleme ile ilgili maddenin VIII. fıkrası kapsamında, şirket veya kooperatifin erteleme yargılaması sırasında ancak bir defaya mahsus olmak üzere revize iyileştirme projesi verebileceği belirtilmiştir. İlgili fıkra da, genel anlamdaki düzenlemeler gibi, iflas ertelemesi müessesinin hızlı, ciddi ve yararlı bir şekilde nihayete ermesini amaçlamaktadır.

Daha önce ifade edildiği üzere yukarıda zikredilen tüm süreçler, iflas erteleme yargılamasına ilişkin olup, mahkeme tarafından kararlaştırılabilecek tüm hususlar, tedbir niteliğindedir. Zira ilgili maddenin 10. fıkrası uyarınca belirtilen tüm süreçlerin nihayete ermesi akabinde, mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflas ertelemesine karar verebilmektedir.

İİK m. 179/b – ERTELEME KARARI VE SONUÇLARI

İlgili madde kapsamında yapılan değişiklikler incelendiğinde, temelde benzer nitelikte olduğu görülmekle birlikte, bazı temel farklılıklar mevcuttur. Şöyle ki, kanunun ilgili maddesinin IV. Fıkrasında yapılan yeni düzenleme gereğince, daha önce erteleme süresinin toplamda dört yılı geçemeyeceğine ilişkin düzenleme değiştirilerek, erteleme süresi mahkeme tarafından uygun görülmesi halinde bir yıl daha uzatabilir düzenlemesine yer verilmiştir. Bu anlamda, kanun koyucu, iflas ertelemesine dair durumu hızlı bir şekilde olumlu veya olumsuz suretle nihayete erdirme iradesini ortaya koymuştur.

Kanunun V. Fıkrasında yapılan değişiklikler gereğince mahkeme İİK.m. 179/a kapsamında atanan kayyımın görevine devam etmesine karar verebileceği gibi aynı niteliklere sahip yeni kayyım da atayabilir. İİK. m. 179/a düzenlemesinde hatırlanacağı üzere mahkeme bir veya birden fazla kayyımı görevlendirebilmektedir. Hali hazırdaki fıkra incelendiğinde ise, ancak görevlendirilen kayyımla aynı nitelikte başka bir kayyım atanacağı belirlemesi karşısında, şayet öncelikle birden fazla kayyım atandıysa, bu kayyımların tamamında veya bir kısmında değişikliğe gidilebileceği ancak hali hazırda görevini ifa etmekte olan kayyımların yanına başkaca kayyım atanamayacağı sonucuna varılmaktadır.

Kanunun VIII. fıkrasına getirilen düzenleme gereği, iflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararların hüküm fıkraları tescil edilmek üzere ticaret sicil müdürlüğüne bildirilir ve gerekli usulle ilan ettirilir.

İİK. m. 179/c – KANUN YOLLARI

İlgili madde tamamen yeni nitelikte olup, çalışmamızda tamamına yer verilmesi uygun görülmüştür.

İİK m. 179/c – İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararlara karşı borçlu şirket veya kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden; diğer ilgililer tarafından ise kararın ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı da aynı esaslar dâhilinde on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Bölge adliye mahkemesince iflasın ertelenmesi kararının kaldırılması veya bölge adliye mahkemesi tarafından verilen iflasın ertelenmesi kararının Yargıtay tarafından bozulması hâlinde, borçlunun malvarlığı üzerindeki tedbirler devam eder. Mahkeme davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir.

İİK. m. 287/VIII – MÜHLET

Önceki kanun maddesinin ilgili fıkrasında mevcut olan sistem “İhtiyati tedbir yoluyla da olsa, borçluya karşı başlamış olan takiplerin konkordato mühletinin bitiminden sonraki dönem içinde durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılamayacağına karar verilemez.” Kanunun ilgili maddesinde yapılan değişiklik ile şu şekilde değiştirilmiştir; Konkordatonun tasdiki yargılaması mühlet içinde bitirilememişse asliye ticaret mahkemesi, komiserin gerekçeli raporunu da dikkate alarak, mühletin bitiminden sonraki dönem için geçerli olmak üzere borçluya karşı evvelce başlatılmış olan takiplerin durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılmamasına karar verebilir.” Bu anlamda mahkemeye mühletin bitiminden sonraki süreye dair tedbir alabilme imkanı tanınmıştır.

GEÇİCİ MADDE 12-

Zikredilen değişikliklerin yürürlük ve uygulamasına dair geçici 12 madde, kanuna eklenmiş yeni bir maddedir. İlgili madde;

Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan iflasın ertelenmesi talepleri hakkında uygulanır.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş iflasın ertelenmesi kararına dayanılarak yapılan uzatma talebi hakkında verilecek karar da iflasın ertelenmesi talebi hakkında verilmiş karara ilişkin kanun yoluna tabidir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan dosyalarda kayyım olarak atanan kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirilir. Üçten fazla dosyada görevi devam eden kayyımlara yeni görev verilmez.

Saygılarımla,

Mehmet Durmaz

MGM Hukuk & Danışmanlık