Yönetimi için Kayyım Atanan Şirketlerde Alacaklı Olanların Hukuki Durumu

Yönetimi için Kayyım Atanan Şirketlerde Alacaklı Olanların Hukuki Durumu

Bilindiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi [1] kapsamında, şirket yönetimi için kayyım tayini ülkemizdeki gelişmeler çerçevesindeki en güncel konulardan biridir. Ne var ki, kayyım atanan şirketlerden alacaklı olanların hukuki durumunun ne olacağı sorusunun alacaklılar nezdinde müphem kaldığı gözlemlenmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi 5. fıkrasındaki, “Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır.” ifadesinin de, bu karışıklığa destek olacak şekilde alacaklılar tarafından yanlış algılandığı gözlemlenmektedir. Burada sözü edilen hususu, kayyımların görevleriyle ilgili açılacak tazminat davaları ile sınırlı anlamak gerekir.

Açıkça ifade edelim ki bir şirkete kayyım atanmış olması, alacaklıların alacaklı olarak başvuracakları yol ve yöntemlerde bir değişikliğe yol açmaz. Bunun nedenini, TMK’nın 404-408. maddelerinin, kayyım atanmasında uygulama alanı bulamaması olarak açıklayabiliriz [2]. Kendisine kayyım tayin edilen kişi (velayet ve vesayet altında değilse), fiil (medeni hakları kullanma) ve dava ehliyetine (davacı ya da davalı olma sıfatına) sahiptir [3]. Nitekim Türk Medeni Kanunu m. 458 f. 1’de, “Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez.” denilmiştir. Burada ancak, kendisine kayyım tayin edilen tüzel kişi, kayyım tayinini gerektiren işte, kayyım tarafından temsil edilir [4].

Kayyımın yönetim organının yerine atanması durumunda ise, yönetim organının görevi kayyımın atanmasıyla birlikte sona erecektir. Bu durumda da, kayyım; tüzel kişiliğin yönetim organı, yani yönetim kayyımı olarak nitelendirebilecektir; şirketten alacaklı olanlar da alacaklarını doğrudan şirket tüzel kişiliğine husumet yönelterek talep edebilecektir. Açılan davaların veya icra takiplerinin yönetim organı olan kayyım tarafından takibi ise, borçlu tüzel kişinin kendi iç ilişkisi olup, karışıklığa neden olmamalıdır. Burada kayyım atanan şirketlerdeki alacaklılık durumu ile 667 sayılı KHK kapsamına alınan kurum ve kuruluşlardan olan alacaklılık durumu arasındaki önemli bir ayrıma da dikkat etmek gerekir; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname [5] kapsamında, Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve kararname ekinde gösterilen;

a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır.

Yukarıda sayılanların (Kanun Hükmünde Kararname ekinde gösterilen kurum ve kuruluşların) her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacaktır. (KHK/667, m. 2)

Sonuç olarak 667 sayılı KHK kapsamında sayılan kurum ve kuruluşlar dışında, kayyım atanan şirketler yönünden, kayyım atandıktan sonra da aynı ehliyet durumu içinde bulunmaya devam edeceğinden, alacaklı olanlar alacaklarını, ilgili icra prosedürü çerçevesinde tüzel kişiden talep veya dava hakkına sahip olacaktır.

1. Şirket yönetimi için kayyım tayini / Madde 133.- (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hakim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin (Ek ibare: 6723 – 1.7.2016 / m.32) “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık paylan veya menkul kıymetler idare yetkilerinin” tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.

2. Hakim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.

3. İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.

4. Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.

a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
3. Parada sahtecilik (madde 197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları,

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

5. (Ek: 6723 – 1.7.2016 / m.32) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.

[2] Ersoy, U., Bir Koruma Tedbiri Olarak Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini, Ankara 2008, s. 12

[3] Kuru, B. / Arslan, R. / Yılmaz, E., Medeni Usul Hukuku, Ankara 2008, s. 249

[4] Kuru / Arslan / Yılmaz, s. 249

[5] RG. 23.7.2016, S. 29779

Saygılarımla,

Av. Gökhan Bakar

MGM Hukuk & Danışmanlık